içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Hemşehri Dernekleri’ne Genel Bir Bakış

Her ortamda ve her platform da dile getirdiğimiz gibi hemşehri dernekleri; Etnik, dini, siyasi vb. farklılıkları bir araya getirerek toplumsal bütünleşmeye katkı sunan önemli kurumlardır.

Ortak değerlerin güçlendirilmesi, kültürler arası anlayışın oluşturulması ve daha iyi bir toplum idealinin hayata geçirilmesinin temel taşlarıdır.  

Gönüllülük esasına dayalı bağımsız ve güdümsüz olan iç ve dış mihrakların ürettiği çatışmacı, kavgacı, hoşgörüsüz stratejilere karşı, kaynaşmayı dayanışmayı birliği ve beraberliği esas alan kuruluşlardır.

Kentler arsında bir köprü vazifesi gören ve toplumsal iyilikten yana olan bu dernekler, kent yaşamında ortaya çıkabilecek kültürel çatışmaları da önleyerek, kent kültürüne uyum ve kent bilincinin oluşması için çaba harcamaktadır. Kentin sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik hayatına katkı sunmaya çalışıp daha yaşanılabilir bir kent için fikir üreten önemli sivil toplum kuruluşlarıdır.

Ancak son zamanlar da hemşehri dernekleri olumsuz bir imaja ve kirli bir algı operasyonuna maruz kalmışlardır…

Bursa İl Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı olmam hasebiyle hemşehri dernekleri üzerine yazılmış kitap, makale, tez vb. birçok belge ve dökümanı okuyup araştırma fırsatı buldum.

Bazı sosyolog, köşe yazarı, yüksek lisans veya doktora tezi hazırlayan akademisyenlerin paragraf aralarına sıkıştırdıkları cümlelerde hemşehri derneklerini küçük düşürücü, aşağılayıcı, önyargılı, tavırlar sergilediklerini görünce üzüldüm doğrusu.

Cahiliye döneminde Ebu Cehil ve taifesinin

– Ben bir köleyle aynı saftamı duracağım?

Dediği gibi bugün de kendini toplum bilimci, yazar, akademisyen görenlerin insanlara halen tepeden bakıp üst perdeden konuşuyor olmalarına söyleyecek laf bulamadım.

Bu zevatın satır aralarına sıkıştırdıkları “en insaflı” birkaç örnek şu şekilde…

Hemşerilik kendi çapında nötr bir kavramdır. Hemşehri dernekleri türü ilişkiler, sadece „köylülere‟ has ve köyden getirilen kültürün devamıdır. Hemşehrilik, bir “gecekondu” olgusudur ve arabesk kültüre sahiptir. Bu kültür, köyle kent arasında kalışın bir yansımasıdır. Bugün kentlerde lahmacun, kebap yeniliyor ve türkü barlara gidiliyorsa bu gecekondu kültürünün bir getirisidir…

Kente göç eden nüfusun istihdam alanları marjinal sektörlerden oluşmaktadır. “İşportacılık, hizmetçilik, değnekçilik, pazarcılık, hamallık, ayakkabı boyacılığı” vb. gibi örnek olarak gösterilebilir…

Kentlere göç edenler yüzünden kentte yaşayanların yoğunluk ve sıkışıklık nedeni ile pek çok hizmetten faydalanma kalitesi düşmektedir…

Hemşehri Dernekleri kentlileşmeyi geciktirmektedir. Bazı ayrımcılıkları teşvik etmektedir. “çıkar” ve “kollamacılık” gibi “baskı grubu” olarak  ayrıştırıcı bir unsura sebep olmaktadır. Siyasete etkilerinden dolayı demokratik ortama engel olmaktadır. Yasal olmayan –kumar gibi- faaliyetlerin yürütülmesine mekân teşkil etmektedir.

"Merdi Kıpti Şecaat Arz Ederken Sirkatin Söyler" misali satır aralarına serpiştirilen bu cümleler, çok çirkin, insafsız ve aşağılayıcıdır. Birlik ve beraberliğin temeline konulmuş birer dinamittir. Ötekileştirmeyi, ayrımcılığı, bölücülüğü tetiklemektedir.

Bugün hemşehri dernekleri çatısı altın da öğretmenler, doktorlar, hakimler, savcılar, avukatlar, mimarlar, mühendisler, iş adamları, siyasetçiler sanayiciler, vb. birçok meslek sahibi insan amele, pazarcı, kapıcı, fırıncı, işportacı, ayakkabı boyacısı diye aşağılanan insanlarla bir araya gelerek birlik ve beraberliğin temellerini oluşturmaktadırlar.

Yani hemşehri derneklerin de makam-mevki-sınıf ayrımcılığı yoktur. Her şey insan odaklıdır. Pazarcıyla profesör, ameleyle doktor, işportacıyla milletvekili, yan yana gelerek sohbet etmenin, bölüşmenin, paylaşmanın hazzına varmaktadır…

Hemşehri dernekleri yöneticileri; ağır bir sorumluluk sahibi olduklarını bilen, attıkları her adıma dikkat eden kişilerden seçilir. Yönetim kurulları genellikle çevrelerinde sevilen, sayılan, dürüst, güvenilir, sözünün eri ve omurgalı kişilerden oluşur. Zira eylemleri ve söylemleri sadece kendilerini değil illerini ve tüm hemşehrilerini bağlar.

Kısacası, hemşehri dernekleri bazılarının algıladığı gibi bir gecekondu ve varoş hareketi değil toplumsal bir harekettir.

Evet… Her sepet elmada çürükler çıkabileceği gibi hemşehri dernekleri içerisinde de muhakkak bazı çürükler çıkacaktır. Tabela dernekçiliği dediğimiz üç-beş kişinin bir araya geldiği, içi boş, çıkar ve menfaat üzerine inşa edilmiş ve dernekçiliği basamak olarak kullanıp yerel ve kamu kurumları üzerinde baskı oluşturmaya çalışan, iş/kadro/tayin isteyen, dosya takipçiliği yapan ve sesleri de yüksek çıkan bazı derneklerin varlığı söz konusudur…

Bir tarafta burs veren, milli ve manevi değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına aracılık eden, sosyal ve kültürel çalışmalar yapan, talepkar olmayan, sesleri kısık çıkan, yük olan değil, yük alan ve fakat kaale alınmayan hemşehri dernekleri var.

Öteki tarafta her ne hikmetse kaale alınan, imtiyazlar tanınan, palazlanan sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen tabela dernekleri var.  Ve bunlar üzerinden tüm hemşehri dernekleri olumsuz bir imaja ve kirli bir algı operasyonuna maruz bırakılmakta.

 “Kötü Örnek Emsal Teşkil Etmez” fikrinden hareketle tüm hemşehri derneklerini zan altında bırakmanın, aynı kefeye koymanın insafsızlık olacağı kanaatindeyim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum